Aşılama mı tüp bebek mi
Tüp Bebek,

Aşılama mı tüp bebek mi?

Aşılama mı tüp bebek mi?

Aşılama mı tüp bebek mi

Aşılama yöntemi mi yoksa Tüp bebek tedavisi mi?Günümüzde bazı rahatsızlıklar nedeni ile birçok çift bebek hasreti çekmektedir. Çocuk sahibi olmak isteyen ancak normal yollarla bebek sahibi olamıyor. Bebek hasreti çeken bu çiftlerin bir kısmı tüp bebek tedavisi sayesinde bebek sahibi olabiliyor. Bir kısmı da aşılama yöntemi sayesinde bebek özlemlerini sonlandır maktadır.

Bu durumda olan çiftlerin en çok merak ettiği sorulardan birisi de bu tüp bebek tedavisi mi yaptırmalıyız? Yoksa aşılama mı yaptırmalıyız? Sorusu ya da merak edilen diğer bir soruda hangi yöntem daha başarılıdır?

Bebek sahibi olmak isteyen ve bunun hasretini çeken çiftlerin bir kısmı aşılama yöntemi ile bebek sahibi oluyor bir kısmı da tüp bebek tedavisi sayesinde bebeklerine kavuşmaktadırlar.

Çocuk hasreti çeken çiftlerin en çok sorduğu sorulardan olan tüp bebek tedavisi mi daha iyi yoksa aşılama yöntemi mi sorusuna uzmanlardan aldığımız bilgiler doğrultusunda cevap vereceğiz. Sizin için uzmanlara sorduğumuz sorunuz ve aldığımız cevabı şu şekilde yanıtlayabiliriz.

Aşılama ya da tüp bebek

1 yıllık korunmasız ilişkiye rağmen çiftler çocuk sahibi olamamış ise aşılama ya da tüp bebek tedavisi denemeleri gerekmektedir. Yapılan testler sonucunda çiftlerin ikisinde de herhangi bir probleme rastlanılmamış, ancak yine de buna rağmen çift bebek sahibi olamamış ise, sebebi bilinmeyen kısırlık söz konusudur. Böyle durumlarda çiftlere tüp bebek tedavisinden önce birkaç kez aşılama yöntemi uygulanır. Eğer ki aşılama tedavisinden sonra çiftler pozitif sonuçlar alamaz ise o zamanda hekimler çiftlere tüp bebek tedavisini denemeleri yönünde bilgi verirler. Tüp bebek tedavisi aşılamaya göre daha kapsamlı bir tedavidir. Ancak çiftler isterlerse aşılama yaptırmadan da direk olarak tüp bebek tedavisi ile başlayabilirler.

Çiftlerin merak ettiği diğer bir soru da; Tüp bebek tedavisinin daha başarılı olduğu yoksa aşılama yönteminin mi daha başarılı olduğu. Bunu size daha iyi açıklamak için 2010 senesinde yapılmış olan bir araştırmadan yola çıkalım. Yapılan bu araştırmada çocuk sahibi olmak isteyen bir grup kadına önce 3 kez aşılama yöntemi uygulanmış alınan olumsuz neticenin ardından da çiftler için tüp bebek uygulamasına geçilmiştir. Diğer bir grup kadına da aşılama tedavisi yapılmadan direkt tüp bebek tedavisine başlanılmıştır. Bu iki deney sonucunda alınan sonuçlara göre doğrudan tüp bebek tedavisi uygulanan çiftlerde hem başarı oranının daha yüksek, hem de maliyetinin diğerine göre daha az olduğu görülmüştür.

Menopoza Giren Kadın Hamile Kalır Mı
Tüp Bebek,

Menopoza, Giren Kadın Hamile Kalır Mı?

Menopoza Giren Kadın Hamile Kalır Mı

Menopoza giren kadın hamile kalır mı ; Menopoz, Giren Kadın Hamile Kalır Mı Kadınlar menopoza girdikten sonra hamile kalabilir mi? Sorusu en çok merak edilenlerin başında geliyor.

Menopoz girdikten sonra kadında adet görme tamamen sonlanmaktadır. Bu durum kadınlarda yumurtlamanın sona ermesi anlamına geldiği için uzmanlar menopoza dönemine giren bir kadının bu süreçten sonra normal yollardan asla daha hamile kalamayacağını belirtmektedirler.

Menopoz dönemi

Birçok bayan ve eşleri için sıkıntılı geçen bir dönemdir. Menopoz, başka bir deyişle yumurtalıklarda yumurta hücresinin kalmaması anlamına da gelmektedir. Bu nedenle kadının menopoz dönemine girmesi ile üreme faaliyetleri de tamamen sona ermiş yani doğurganlığını kaybetmiş olmaktadır.

Adetten kesilmesi ile ortaya çıkan menopoz dönemine giren kadının bu sebepten dolayı tekrar çocuk sahibi olabilmesi, hamile kalması normal yollardan mümkün değildir. Çünkü kadının hamile kalabilmesi için döllenmenin gerçekleşmesi ve bu döllenmenin gerçekleşebilmesi için de kadında yumurta hücrelerine ihtiyaç vardır. Bu durumda da Menopoz döneminde tamamen bitmiş olan yumurta hücreleri nedeni ile hamilelik oluşması bu dönemde söz konusu bile değildir.

Menopoz

Her kadının başına gelecek normal bir süreçtir ancak bu sürecin normal olarak değerlendirilebilmesi için Türkiye ortalamasına göre 45 yaşından sonra bu döneme girmiş olması gerekir. 45 yaşından önce adetten kesilme yani menopoz dönemine girilmiş ise bu duruma erken menopoz adı verilir. Çocuk sahibi olmayan kadınlar için erken menopoz dönemi ciddi bir sorundur ve bu döneme girildiğini gösteren belirtileri gören kadınların zaman kaybetmeden bir doktora başvurması oldukça önemlidir. Erken müdahale edildiği taktirde menopoz dönemini ertelemek mümkün olabilir. Özellikle çocuk sahibi olmak isteyenler bu durumu dikkate almalıdır.

Adet düzenliği olan ve tekrar adet görme süresi uzayan bazı kadınlar menopoza girdiklerini düşünebilirler. Bu nedenle endişeye düşebilirler fakat adet düzensizliği olmasının ya da kadının adetinin kesilmesinin başka bir sebebi yani başka bir hastalıkta bu durumun nedeni olabileceği için kişinin acilen uzman bir hekim tarafından muayene edilmesi şarttır. Doktorunuzun yaptığı muayene ve tetikler sonucunda size menopoza girme döneminde olduğunuzu ya da menopoz dönemine girdiğinizi söylediği taktirde menopoza girdiğinizden emin olabilirsiniz.

 

Kıbrıs Tüp Bebek Merkezi Fiyatları
Manşet, Tüp Bebek,

Kıbrıs Tüp Bebek Merkezi Fiyatları

Kıbrıs Tüp Bebek Merkezi Fiyatları

Kıbrıs Tüp Bebek Merkezi Fiyatları; En iyi sonucu çabucak almak isteyen çiftler Kıbrıs ta yaptıkları araştırmalarda kendilerine en doğru tedavi yöntemini planlamak. Aynı zamanda fiyat konusunda onlara en uygun olanağı sağlayan tüp bebek merkezini tercih edebiliyorlar.
Tüp bebek tedavisi ile bebek sahibi olmak, yöntem çeşitliliği nedeniyle, son dönemlerde çiftlerin yeniliklerini en yakından takip ettikleri konulardan bir tanesi olarak bilinmektedir. Çünkü geçmiş dönemlerde yapılan tüp bebek tedavilerine göre ne yazık ki isteklerini tam anlamıyla yerine getirebilecek kapasitede değildi. Bu sebeplerden ötürü başarısız olan birden çok tüp bebek denemesi ve tedavisi sonrasında bebek sahibi olamayacaklarını düşünerek daha detaylı araştırma yapmayı bırakıyor ve durumu kabullenemiyorlardı. Ancak uygulanan tedaviler, gelişen yöntemler sayesinde bunu kabullenmek zorunda kalmadıklarının farkına vardılar.
Bu açıdan da Kıbrıs tüp bebek merkezleri gerek fiyatlarda uygun olduğundan gerekse başarı oranlarının yüksek olmasından Kıbrıs’taki tüp bebek merkezlerini tercik etmektedir. Bu sayede çiftler artık bu konuda herhangi bir sorun yaşamadan en kısa sürede bebek sahibi olabilmektedirler.
Türkiye’de ve diğer dünya ülkelerinde uygulanması yasak olan birçok tüp bebek tedavileri yasal olarak Kıbrıs’ta uygulanmaktadır. Normal tüp bebek tedavisi sonucu eşlerden bir tanesinde ya da her ikisinde sorun olması durumunda ne yapılırsa yapılsın tedavi olumsuz sonuçlanabilir.
Tedavi olumsuz sonuçlandığı zaman ise zaten maliyeti yüksek olan tedavinin ikincisini hatta üçüncüsünü yaptırmak çok daha zahmetli ve aynı zamanda maliyetli bir durum haline gelir.
En doğru sonucu hızlıca almak isteyen çiftler ise artık Kıbrıs tüp bebek merkezi fiyatları hakkında inceleme yapıyor araştırıyor. Onlara en uygun tedavileri sunan merkezler arasından seçimlerini onlara en doğru tedaviyi sunabilen merkezlerde karar kılıyorlar. Maliyeti yüksek olan bir tedaviyi birden fazla denemek yerine doğru merkez ve doktor ile tek seferde sonuç almak daha doğrudur. Genellikle araştırıldığı zaman Kıbrıs tüp bebek merkezi fiyatlarının birbirine oranları benzer olarak görülebilmektedir. Ancak yapılacak olan tedavinin çeşidine göre fiyatlarda değişkenlik  görülmektedir.

Donasyon işlemi fiyat arttırıyor

Özellikle de donasyon işlemlemi yapılması gereken durumlarda çiftlerin ödemesi gereken fiyatlarda artış gözlenebilmektedir. Bunun için tüp bebek yöntemlerini kullanmadan önce sorunun ne olduğunun nasıl bir tedavi uygulanacağının yapılan tetkikler sonucunda belirlenmesinde yarar vardır.

Ardından da sorunun çözümü ile alakalı doktor doğru tedaviyi sizin için planlar ona göre en uygun fiyatı size belirlemiş olur. Çiftlerin yapacakları fiyat incelemesi sonrasında ise hiç zaman kaybetmeden tedaviye başlamaları önerilir. Tedaviye ne kadar erken başlarlar ise hayallerini süsleyen bebeğe kavuşmalarıda aynı oranda erken olacaktır.

yumurta dondurma
Manşet, Tüp Bebek,

Yumurta dondurma işlemi nasıl yapılır ?

Yumurta dondurma işlemi anne adayından alınan yumurta hücrelerinin dondurulmasıdır. Dondurulan yumurta ilerde kullanmak için bazı işlemlere tabi tutulması gerekmektedir. Yumurta dondurma işlemi; belli bir olgunluğa gelen yumurtalara çatlatma iğnesi yapılır. Çatlatma iğnesi yapıldıktan yaklaşık olarak 1 gün sonra yumurta toplama işlemi yapılır. Yumurta toplama işlemi uzman tarafından yumurtalıklardaki sıvının alınması ile yapılır. Alınan sıvının içerisin de yumurtalar da vardır. Daha sonra yumurtalar sıvı içerisinden alınır. Alınan yumurtalar koruyucu bir sıvı ile karıştırılır. Daha sonra ise plastik tüp ya da cam ampullere dikkatli bir şekilde zarar verilmeden konulur. Tüp ya da cam ampullere konulan yumurtalar sıvı nitrojen içerisinde -196 derecede dondurulma işlemine tabi tutulur. Dondurulan yumurtalar saklanmak üzere özel bir ortama bırakılır. Dondurulan yumurtalar istenildiği zaman kullanmak için saklanırlar. Dondurmuş olan yumurtalarınız ilerde kullanmak istediğiniz de ise çözülme işlemine tabi tutulacaktır. Yumurta dondurma işlemini kimyasal tedavi gibi ciddi tedavilere başlayacak kişiler, kariyer yapmak isteyen kişiler ve tüp bebek tedavisinde tekrardan yumurta aldırma işlemi yaptırmamak isteyen kişiler yaptırmaktadır. Özellikle 40 yaş altında kadınların ilerleyen zamanlarda gebelik planladıkların da kullandıkları bir yöntemdir. Kadınlar çünkü menopoz dönemine girdikleri için ilerleyen yaşlarda hamile kalmaları menopoz döneminde mümkün olmamaktır. Bu yüzden menopoz dönemine girmeden ilerde anne adayı olmak isteyen kadınlar yumurtalarını dondurabiliyorlar. Menopoz dönemine girseler bile dondurulmuş yumurtalarını kullanıp hamile kalabilir. Yumurta dondurma işlemi basit ve az maliyetli bir işlem olup günümüzde kullanılan yöntemlerden biridir. Yumurtalıkların saklanma süresi her ülkenin yasasına göre değişkenlik göstermektedir. Türkiye’ de 5 yıl gibi bir zaman için dondurulmuş yumurta, embriyo saklanması yapılmaktadır. Yumurta donasyonu

 

 

 

babaolma
Erkek Sağlığı, Manşet,

Baba olmak için yaş sınırı var mıdır?

Üretkenliğe tesir etmesiyle alakalı erkekler bayanlara göre çok daha talihli haldalar. Bu amaçla de baba olmanın bir yaş sınırı bulunmadığı tanınan genel bir kanıdır. Fakat vakit içersinde bölgesel faktörlere bağlı olarak sperm niteliği üstünde olumsuz yönde tesirlemektedir. Dolayısıyla baba olabilme üstüne olumsuz tesirler alınabilmektedir.

Bunların başında stres, sigara ve alkol tüketimi gibi faktörler beslenme alışkanlıkları, bölgesel iş faktörleri işte sıcak ortamlarla çalışma, kimyasallarla çalışma ya da radyasyona maruz kalma gibi hallerde vakit içersinde spermlerin lüzum adedinin lüzumse morfolojisinin bozulduğu görülmektedir. Hatta spermin içersindeki DNA yapısının da yaşla beraber bozulmalar yaşandığı bilinmektedir.

Fazla kilo problemlerin erken başlamasına niçin oluyor

Elbette bir erkeğin kendisine iyi bakabilmesine bağlı olarak da meydana çıkabilecek bu tesirler azalacaktır. Sağlıklı bir hayat sürmemiş erkek yaşla beraber spermlerinde bu olumsuz tesiri daha çok görecektir. Bu da ileri yaşta sıhhatli çocuk sahibi olma olasılığını düşürmektedir. Mesela son senelerde bütün toplumların en mühim problem haluna gelen obezite de erkek üreme sağlığını olumsuz yönde tesirleyen unsurların başında yer almaktadır. Erkeğin kas seviyesinın yağ seviyesindan çok olması lüzumir. Yağ seviyesi ve beden yağ kitlesi ne kadar artarsa erkekte bunun bir grup yan tesirsi meydana çıkmaktadır. Östrojen tutulumuna bağlı olarak sperm parametreleri negatif yönde tesirlenmekte ve bedende östrojen ve testosteron seviyesinın bozulmasına niçin olmaktadır. Ve bu yolla da sperm üretimi ve niteliğinin bozulduğu görülmektedir.

Sonuç olarak baba olmanın yaş sınırı olmasa da vakitle sperm niteliğinde çok ciddi azalmalar gözlemlenmektedir. Özellikle 65 yaştan sonra daha çok meydana çıkmaktadır. Dolayısıyla baba olmanın yaşı olmasa bile vakit içersinde bu faktörlerdeki farklılık bilhassa 35 yaşın ardından çocuk olmasına engel bir hal gözükmemektedir.

sperm-sayisi
Erkek Sağlığı, Manşet, Tüp Bebek,

Erkekte Sperm Sayısı Kaç Olmalı?

Sıhhatlı bir erkeğin çocuk sahibi olabilmesi amacıyla sperm adedi kaç olmalı? Test neticesi sperm sayım yeterli mi? Bu tüp bebek tedavilerinde en sık karşılaştığımız sorulardan biri.

Dünya Sıhhat Örgütü, belirli Aralıklar ile androloji çalışmaları amacıyla kılavuzlar yayınlıyor ve bu kılavuzlara göre sperm adedi amacıyla verdiği alt limit militre’de 10 milyon, toplam semen örneğinde de 45 milyon spermin olması. Bu sayının altında sperm adedina sahip bireylerde çocuk sahibi olabilme zamanı uzuyor. Bununla beraber bilhassa belirtmemiz lazım olur ki bebek sahibi olabilmek amacıyla yalnızca yüksek sayıda sperm olması lüzumlu değil ancak ayni vakitte yeterli de değil. Yani, sayının yanısıra dinamiklik ve spermlerde varolabilen biçim bozuklukları da çok önemli. Semen örneğinde 100 milyon spermi olan ancak bu spermlerinin %30’u dinamik olan şahıs ile 50 milyon spermi olup bu spermlerin %60’ı dinamik olan bireyin çocuk sahibi olma talihi değişik değil. Hem de bir de bu dinamik spermlerin ne kadarının normal bir biçim yapısına sahip bulunduğu da son derece önemli. Özellikle hastalarımız duyduklarında çok şaşırıyorlar ama biz incelediğimiz örneklerde şayet 100 spermden 4’ünü normal olarak görmüşsek, neticesi normal olarak kabul ediyoruz. Bu da şu demek, imal edilen 100 spermden %95’i üretim esnasında yanlış olarak paketlenebiliyor. Son senelerde bir de bu parametrelere, spermin taşıdığı kalıtsal materyalin (DNA’nın) ne kadar hasar görmüş olup olmadığının denetimi eklendi.

1019331_620x413
Kadın Hastalıkları, Manşet,

Yumurtalık Kistleri Kısırlığa Neden Olur mu?

Birçok kadın amacıyla yumurtalıklarda meydana çıkan kistler hayat niteliğini tesirleyen mühim bir sorun. Fakat kadınların bu problemle alakalı merak ettiği konuların başında da her yumurtalık kistinin kısırlığa yol açıp açmadığı sorusu gelmektedir.

Folikul kisti, korpus hemorajikum kisti ve korpus luteum kisti olarak adlandırılan işlevsel yumurtalik kistleri adet döngüsü ortamında oluşmaktadır. Kendiliğinden yok olan bu kistler kısırlığa yol açmamaktadır.

Bununla beraber, tekrar yumurtalık dokusundaki kistadenom ve dermoid kistleri de çok büyük olmadıkları prosese doğurganlık üstüne negatif tesir yaratmamaktadır.

Çikolata kistleri kısırlığa namacıyla olabilir
Yumurtalık kistleri ise endometrioma olarak adlandırılan çikolata kistleridir. Endometrioma kistinin iç yüzeyi anne adayının rahim iç tabakası hücreleri ile kaplıdır ve adetle beraber kist içerisine kanayarak büyümektedir. Bu amaçla sıhhatli yumurtalık dokusunu azaltarak kısırlığa yol açtığı bilinir. Bu durum, infertilite tedavisi altındaki kadınlarda doğurgan bayanlara oranla 4 kat çok görülmektedir. Ayrıca, polikistik over belirtisi da kısırlık ile ilişkilendirilen bir durum.

Bu sendromda yumurtalıklar ortamında çok sayıda 1 cm altında bazal folikul izlenir, hormonal dengesizliğe bağlı olarak yumurtlama sorunu oluşmaktadır.

ilacsiz-tup-bebek-ankara
Manşet, Tüp Bebek,

Tüp Bebek Nasıl Bir Tedavi Şeklidir?

Amacına ideal ve başarılı bir tüp bebek tedavisi genelde 4 adım olarak gerçekleştirmektedir. Her bir adım, doğru şekilde uygulandığında ya da takip edildiğinde bir ileri adım amacıyla mühim bir asli taşı olma niteliğini taşımaktadır. Tüp bebek tedavisini meydana getiren bu adımları dört ana başlık altında toplamak mümkün.
1) Tedavi evveli adayların ayrıntılı incelenmesi

Bir tüp bebek kliniğine ilk başvurulduğunda alakalı eksper hekim, çift ile ayrıntılı bir görüşme yaparak geçirilmiş olan hastalıklar, oluşturulan tetkikler ve tedaviler ile alakalı bulgular edinmektedir. “Hikaye alma” ya da “anamnez alma” olarak tariflenen bu adım gerçekte tedavi sürecinin doğru şekilde planlanabilmesi amacıyla en mühim adımyı oluşturmaktadır.

“Hikaye alma” adımında oluşturulan mühim bir yanlış, çiftlerin birtakım hususları ya da soruları kendilerince ehemmiyetsiz gördükleri ve hekimi ile ayrıntı paylaşma gereği duymamalarıdır. Bu adımda ayrıntı ya da ehemmiyetsiz gibi görünen pek çok husus ya da deneyim gerçekte tedavi yönünden son derece dşayetlidir ve bu amaçla görüşmede hekime aktarılması lüzumen bulguların çiftler doğrulusunda ehemmiyet derecelendirmesi ya da sıralaması yapılmamalıdır. Sorulan suallere karşı tarafın istediği şekilde ayrıntılı ve doğru olarak yanıt verilmelidir.

Bu görüşme esnasında aynı vakitte çiftlerin idealluk haline göre lüzumlu muayene ve ultrasonografik araştırmalar yapılarak bilhassa bayanın yumurtalık kapasitesi ve rahmi ile alakalı bilgi edinilmeye çalışılır. Gerekli görüldüğünde rahim filmi (HSG) ya da histeroskopi yapılması istenebilmektedir. Bunun dışında kadına ait tiroid fonksiyon testleri ve prolaktin hormon seviyesi ile kan sayımı, kan grubu ve serolojik testler diye tanımladığımız hepatit ve HIV testleri daha evvelce yapılmamış ise yine istenebilmektedir.

Mevcut sperm analizine ya da (şayet var ise) evvelceki test/deneme sonuçlarına göre erkek partnerin ilaveten üroloji/androloji eksperı ile görüşmesi sağlanarak tanısal dşayetlendirme/muayene yapılır ve ideal şartların sağlanabildiği hallerde tedavide başarı talihinı çoğaltıcı ek uygulamalar husussu ile alakalı ya da operasyon lüzumen koşullar hususlarında bilgilendirilmektedir.

Tedavi ilk dşayetlendirme ardından belirlenir

İlk dşayetlendirmeler ardından bayanın yaşı, yumurtalık kapasitesi, sperm analizine ve daha evvelceki tedavilerinde elde edilmiş neticelere göre bir tedavi planı çizilmektedir.

Dışarıdan bakıldığında standart gibi görünse de eksper hekimler doğrulusunda plan edilen tedavi protokolleri her çifte ve şahsa özeldir. Kulanılan ilaçların dozları da şahsa göre ve yumurtalık cevabına göre ayarlanmaktadır. Bu sebeple hekimin verilen tedavi protokolleri ve ilaç rejimleri başka çiftlerle karşılaştırılmamalı ve bu hususta tereddütler ya da rahatsızlıklar varsa kesinlikle hekim ile paylaşılmalı, yanıtlar yalnızca kendisinden öğrenilmelidir.

Uzun tedavi protokolü

Uzun protokolde tanenin 21-23. günlerinde başlayan (derli toplu, 28 günde bir adet gören kadınlarda) aşı gibi bir iğnenin, GnRH agonistinin günlük uygulandığı aşağı yukarı 8-14 gün süren bir hazırlık adımı olmaktadır. Bu adım ile gelişecek foliküllerin homojen büyümelerini sağlamak amacıyla bir tür hormonal baskılama yapılmaktadır. Bu adımda kullanılacak iğneyi hastalar kendi kendilerine uygulayabilirler, aşı gibi cilt altına verildiğinden yapılışında bir özellik yoktur. Bu iğnenin tüketimi esnasında vajinal kanama bulunduğunda kanamanın 3. günü ya da kanama olmazsa iğnenin 14. günü hasta ultrason yapılmak üzere çağrılmaktadır. Ultrasonda endometriumun ince bulunduğu (5mm ve altı) ve yumurtalıklarda 10 mm’nin üstünde folikül olmadığı görüldüğünde ve lüzum görülürse kan estrojen seviyesi de denetim edilerek (genelde 70 pg/ml’in altında ise) ikinci adıma geçilmektedir.

Yumurtalık uyarıcı hormonlar tüketimi ile yumurta geliştirilmesi ve takibi

Tüp bebek tedavisinin ikinci adımında amaç, ilk olarak bedenin yumurta üretim sistemini baskılayarak ya da denetim altında tutarak dışarıdan verilen FSH, HMG sahibi olan hormon iğneleri ile derli toplu bir şekilde yumurtalıkların uyarılması ve çok sayıda folikülün (amacıylade yumurta hücresi bulunduğu düşünce edinilen kesecikler) gelişiminin sağlanabilmesidir. Gelişen folikül adedinin az ya da lüzumenden çok çok olması tedavide başarı talihinı direkt olarak etkilemektedir. Bu amaçla hormon iğnelerinin başlangıç dozu bayanın yaşı, kilosu, varsa evvelceki tedavilerine göre belirlenmektedir. Folikül gelişim takibi kanda östrojen seviyesi ve ultrasonografide folikül adedi ve boyutları ölçülerek yapılmakta ve bu verilerin beraber dşayetlendirilmesi ile FSH, HMG sahibi olan iğnelerin dozu yumurta geliştirilmesi adımı süresince belirlenmektedir. Foliküller büyüdükçe kandaki östrojen düzeyleri yükselmektedir. Bazı özel hallerde kan LH ve progesteron hormonları da ölçülerek düşünce edinilmektedir. Bu takipler yumurtalıkların cevabına göre günlük ya da gün aşırı olabilir. Yaklaşık 8-10 gün süren ikinci adım ardından foliküllerin en büyüğü 18-20 mm boyutlarına ulaştığında HCG iğnesi ile (çatlatma iğnesi olarak da bilinmektedir) yumurtalar olgunlaşma sürecine girer ve bu iğneden aşağı yukarı 34-36 saat sonra yumurtalar ameliyathane içerisinde hafif bir anestezi altında iğne ile toplanarak emrbiyoloji laboratuarına ulaştırılır. Takip esnasında ultrasonda görülen her folikülden yumurta geleceğinin bir garantisi yoktur. İşlem ardından elde edilen yumurta adedi ile hekiminizun gelişimi takip ettiği folikül adedi değişiklik gösterebilmektedir.

Her kadında folikül sayızı aynı oranda gelişmez

Bazı kadınlarda yüksek doz iğneler kullanılsa bile tek folikül gelişebilir ya da az sayıda ilerleyen foliküllerden yumurta elde edilemeyebilmektedir. Özellikle ileri yaş ya da yumurtalık kapasitesi zayıf kadınlarda görülebilen bu halde başarı talihinın düşük bulunduğu bilgi kapasitesi çifte verilmelidir ve yeni bir siklus ile daha çok yumurta alınabileceği düşünülüyorsa tedavi iptal edilebilmelidir.

Bazen de yumurtalıkları çok yanıtlı kadınlarda ilaçlara aşırı yanıt olabilir ve OHSS olarak tariflenen hiperstimulasyon (aşırı uyarılma) belirtisi gelişebilmektedir. Bu halde yumurtalar toplanarak meydana gelen embriyolar dondurulabilir ve aktarma iptal edilebilir. Sonuç olarak gebelik oluştuğunda hastanın halunun daha da kötüleşmesi engellenmiş olmaktadır.

3) Yumurtaların ve sperm hücrelerinin elde edilmesi, laboratuar içerisinde döllenmesi ve embriyo gelişiminin takibi

Laboratuar bölgeına alınan yumurta hücreleri, beden amacıyladeki bölgesel kuşullarının en ideal şekilde sağlandığı özel cihazlar (inkübatörler) ve büyüme sıvıları içerisinde toplanmakta ve dölleme prosedürüne (inseminasyon) kadar bu bölgelarda tutulmaktadır. Bu sırada erkek partnerden sperm örneği alınarak daha eskiden planlandığı şekilde hazırlanarak döllenmeye hazır duruma getirilmektedir. Döllenme prosedürü amacıyla taze spermin sahip olunan olmaması gibi birtakım özel hallerde hallerde daha eskiden dondurularak saklanmış spermler çözülerek kullanılabilmektedir. Hem de semende sperm hücresi elde edilemediği hallerde erkek partnerin yumurtalıklarından cerrahi yolla sperm elde edilerek bu spermler ile tedavi gerçekleştirilebilmektedir. Başarılı bir tüpbebek merkezinde bütün bu olasılıklar çiflerin ayrıntılı analizlerinde dşayetlendirilir ve prosedür günü nasıl bir tedavi metodu kullanılacağı eskiden belirlenerek başarı oranlarının en üst düzeyde olması sağlanmaktadır.

Döllenme prosedürü amacıyla değişik metodlar kullanılır

Dölleme prosedürü classic tüp bebek (sperm ve yumurta hücrelerinin aynı bölge amacıylae konması ile hareketli spermlerin natural bölgelarında yumurtaya erişerek döllenme sağlanması) ya da mikroenjeksiyon (seçilmiş sperm hücresinin yumurta içerisine mikrokanüller kullanılarak enjeksiyonu) olarak iki asli metod tarafında gerçekleştirilir ve tedavide hangi tekniğin kullanılacağına çiftlerin yumurta ve sperm bilhassari ile daha evvelceki tedavi hikayeleri dşayetlendirilerek karar verilmektedir.

Dölleme prosedürü ardından yumurtalar inkübatör adı verilen ve rahim bölgeını en iyi şekilde taklit etme hedefi ile üretilmiş özel cihazlar içerisine alınır ve embriyo gelişimi günlük olarak takip edilmektedir. Günlük takiplerin hedefi rahme tutunma mümkünlülüğü en yüksek ve nitelikli embriyonun seçilmesidir ve her çiftin bu adımda embriyo gelişimi birbirinden değişiklik gösterebilmektedir. Yüksek teknoloji kullanan seçkin laboratuarlarda embriyoların büyütülmesi, takibi ve seçilmesi adımlarında son birkaç senedir hareketli embriyo görüntüleme sistemleri barındıran özel inkübatör cihazları kullanılmaktadır. Halk arasında “embryoskop” olarak ta tanınan bu cihazlar ile embriyolar bulundukları bölgeda rastgele bir değişiklik yapılmasına lüzum kalmadan canlı olarak izlenebilmekte ve böylelikle gebelik oluşturma potansiyeli en yüksek embriyonun seçimi daha doğru ve daha güvenilir yapılabilmektedir.

4) Seçilen embriyoların rahme aktarımı

Standart tüp bebek tedavisinde en kısa süren ancak en mühim adım embriyo aktarımı adımıdır. Zira bütün tedavi süresince geliştirilip seçimi yapılmış bir embriyonun ya da embriyoların rahme aktarımının doğru ya da ideal şartlarda yapılamaması bütün tedavi başarılı olmasını rizikoya atabilmektedir. Bu amaçla tüpbebek tedavilerinde embriyo niteliği ve seçimi kadar aktarımı yapan hekimin bu husustaki deneyimi ve başarısı da son derece ehemmiyet taşımaktadır.

Transfer gibi hastaya göre değişiklik gösterebilir

Transfer gününün belirlenmesi, tedavi protokollerinde bulunduğu gibi şahsa özgü olarak değişiklik göstermektedir. Tüpbebek tedavilerinde en mühim amaçlardan biri gebelik oluşturma potansiyeli en yüksek embriyoların seçimi bulunduğundan, seçimin doğru olarak yapılabildiği gün itibariyle hekiminiz embriyo aktarımı planlanabilir. Bu gün daha eskiden plan edilen bir gün olabildiği gibi embriyo gelişimi esnasında elde edilen verilere/neticelere göre plan edilen günden değişik bir gün de olabilmektedir. Gündeki bu değişiklik tamamiyle sizin gebelik talihinızın yüksek olması amacıyla plan edilen bir değişikliktir ve bu hususta endişelenmeye lüzum yoktur.

Transfer ardından şayet duruman laboratuarda gelişimi devam eden iyi nitelik embriyolar sahip olunan ise, personel doğrulusunda bu hal çiftlere iletilir ve ideal şartlarda bu embriyoların dondurularak saklanması sağlanmaktadır. Dondurularak saklanan embriyolar, daha ileri bir tarihte yine plan edilen bir tedavide folikül geliştirici hormonların kullanılmasına lüzum kalmadan tedavide kullanılabilmektedir. Dolayısı ile embriyoların dondurularak saklanacak olması ek bir tedavi talihi sağlayabilmesi yönünden son derece ehemmiyet taşımaktadır.