Elpis'ten Mektuplar
Elpis'ten Mektuplar
08 Aralık 2014 Pazartesi
elpis@tupbebektv.com
Şimdi Kendi Gökyüzünde Uçmak Zamanıdır!

Çocukluğumdan beri masalları çok sevmişimdir.

Her anlatılan masal ruhumu o büyülü yolculuğa taşır.

Sanki hiç gelemeyip de orada kalacakmış gibi hem korkutur, hem de merak içinde bırakırdı.

Büyüdükçe aslında masalların her birinin yalnızca biraz abartılı öğelerle süslenmiş, kahramanlarının kanat takıp uçtuğu, uyuyup da kendinin farkına varamadığı ya da tüm kötülüklere rağmen iyilerle karşılaşabildiğini anlatan insan hikayeleri olduğunu fark ettim.

Aslında insan her masal da biraz da kendini buluyor galiba. Arayıp da ulaşamadığı mutluluğu, cenneti, istediği meleği, sıkıntılı dönemlerinde uçup gitmeyi…

Oysa güç insanın kendi içinde.

Tanrı’ nın bize bahşettiği en büyük hediye.

İçimizdeki güce inanırsak başaramayacağımız bir şey yok.

Tıpkı Anka Kuşu masalı gibi.

Hepimizin bildiği, dünyanın farklı kültürlerinde farklı isimlerle anılan en yaygın ve en eski efsanesi. Zümrüd-ü Anka, Phoenix, Huma, Rokh, Umay ya da en bilindik ismi ile SİMURG…

Hepsi temelde aynı hikayeyi anlatır.

Yeniden varoluşu, yeniden doğmayı.

Etekleri bulutların üzerinde olan Kaf Dağının tepesinde, bilgi ağacının dallarında yaşayan ve her şeyi bilen Simurg’ a ulaşmak ve ters giden dünya da bir şeyleri düzeltmek ve kurtuluşun onda olacağı yanılgısı ile bir gurup kuş sürüsünün yola düşme hikayesi. 

Oraya varmak sanıldığı kadar kolay değilmiş oysa ki.

Yorulanlar, pes edenler, geldiği vadiyi beğenip kalanlar, ayrılık vadisinde inenler, hırs ovasına, kıskançlık gölüne saplananlar..

Bu yolculukta önce Bülbül geri dönmüş. AŞK vadisinde bulunan güle olan aşkını hatırlayıp…

Derken papağan… O güzelim tüylerini bahane etmiş KİBİR vadisinde…

Kartal yükseklerdeki krallığını kaybetmekten korkmuş ve FERAGAT vadisi üzerinden dönmüş.

Baykuş, yıkıntıları ve virane yerlere ÖZLEM duyunca yolculukdan ayrılmış.

Balıkçıl SABIR ve DİRENÇ gösteremeyince bataklığına geri dönmüş. 

Altıncı vadi ŞAŞKINLIK ve yedinci vadi YOKOLUŞ da ardlarında kalınca tüm umutlarını yitiren kuşlar Kaf Dağına vardıklarında otuz kuş olarak kalmışlar. 

Simurg’un yuvasini bulduklarında, bilgi ağacının tepesinde tüneyen kuşu gördüklerinde büyük bir şaşkınlık yaşamışlar. Öyle ya ne ateşten tüyleri, ne de çakmak gözleri varmış. Kendilerine benzeyen bir kuş.

Sonunda sırrı her masal da olduğu gibi kelimeler çözmüş. Öğrenmişler ki; Simurg otuz kuş demekmiş. Aslında her biri Simurg’ muş, Aslında aradıkları kendileriymiş, gerçek yolculuk kendine yapılan yolculukmuş.

Simurg’ u beklemekten vazgeçerek, her zor vadiyi ardımızda bırakarak uçabiliyorsak, var olan  güzellikleri görüp, umudumuzu sıcak ve saklı tutabiliyorsak, yaşayacağımız ömürün farkına vararak kendimize dönebiliyorsak, en yangın yerinde bile küllerimizden yeniden doğabiliyorsak

ŞİMDİ KENDİ GÖKYÜZÜMÜZDE UÇMA ZAMANIDIR. 

  Sosyal   Medyada   Paylaşın

Bir yorum bırak