Dikkat eksikliği mi yaşıyor?

Paylaş
 

Hiperaktif bir çocuk hem hiperaktif davranışlarıyla hem de çevresinin onu yanlış değerlendirmesiyle baş etmek durumundadır. Hiperaktif ve dikkat bozukluğu olan çocuk ya yaramaz ya da terbiye almamış olarak değerlendirilir. Bu değerlendirme ona karşı oluşacak değer yargılarını ve kendine olan güven duygusunu olumsuz yönde de etkileyecektir.

Dikkat eksikliği-hiperaktivite açık olarak bilinmezse bu çocuklar toplum için kaybedilmiş olacaklardır. Bu çocukların gelecekte suçlu çocuklar haline gelebilme riskleri vardır.

Hiperaktivite-Dikkat bozukluğu olan bir çocuk kendisine karşı “Ben kötüyüm, ben istenmeyen bir çocuğum” şeklinde düşünebilmekte ve buna uygun davranmaktadır. Bu durum çocuğun daha fazla zorlanmasını ve kendine olan güvenini kaybetmesini ya da olumsuz bir imaj geliştirmesini getirmektedir. Anne babaların hiperaktif ve dikkat bozukluğu olan bir çocukla baş etmeleri çok zor olmaktadır. Bu çocuklar anne babanın dayanma eşiğini sürekli olarak zorlamaktadırlar. Çocuk aşırı hareketlidir, yerinde duramaz, diğer çocuklardan davranışlarıyla çok farklıdır. Kıpır kıpırdır. Bazı anneler “Sanki içinde çalışan bir makine varmış gibi” diye tanımlamaktadırlar.

Hiperaktif ve dikkat bozukluğu olan bir çocuğa aile söz dinletirken çok zorlanır. Bu çocuklar aşırı sabırsız, sakar ve hareketlerinde beceriksiz veya kontrolsüzdür. Bu çocukların zekâ düzeyleri normal veya bazı durumlarda normalin üzerindedir. Böyle durumda aile benim çocuğum da hiç bir şey yok diye düşünebilmektedir. Hiperaktivite veya dikkat bozukluğu zekâ geriliğiyle karıştırılmamalıdır. Böyle çocuklar için öğretmenler zekâsı da normal ama söz dinlememekte ve anlayıp uygulamakta nasıl oluyor da zorlanıyor demektedirler. Bu tür çocukların fark edilmesi genellikle okula başladıklarında olmaktadır. Çocuk okula uyum sağlamakta zorlanmakta, sınıfın düzenini bozmakta, hatta sırada oturmakta zorlanmaktadır. Böyle bir çocukla birlikte olan anne yorgun, sinirli ve gergin olacaktır. Bu durum hem çocuğa yansıyacak, hem de ailenin diğer üyelerini olumsuz etkileyecektir.

Bu konuda bilinmesi gereken çok önemli bir nokta bazen sadece dikkat dağınıklığı yalnız başına olabildiği gibi; bazen aşırı hareketlilikle (biz buna içi tepkisel davranım da diyoruz) dikkat dağınıklığı bir arada olabilmektedir. Bazı durumlarda hiperaktivite (aşırı hareketlilik) yalnız başına da görülmektedir. Bu üç değişik durumun da her çocukta ve yetişkinde belli derecelerde görüldüğünün bilinmesi gereklidir. Bir çocukta hafif, bir diğerinde orta, bir başkasında da ağır şekilde dikkat bozukluğu gözlenebilmektedir. Sonuç olarak her çocuk kendi içinde de farklılıklar gösterebilmektedir.

Tüm bu farklılıkların öncelikle net ve açık olarak saptanması ve tedavinin de bu verilerin ışığında hazırlanması gerekmektedir. Örneğin dikkat dağınıklığı vakalarında bazı çocuklar özellikle matematikte zorlanmaktadırlar. Bu çocuklara matematik dersi konusunda destek verilmelidir. Bazı çocuklar okuma yazmada zorlanabilmektedirler. Bu nedenle çocuğun özelliklerine göre ders çalışma tekniklerinin öğretilmesi uygun olacaktır.

Dikkat bozukluğu veya hiperaktivite bir kader değildir. Tedavisi vardır. Her hastalıkta olduğu gibi dikkat bozukluğu-hiperaktivitede de erken teşhis önemlidir. Erken yaşta fark edilen çocuklarla geç yaşta fark edilen çocukların durumları çok farklı olmaktadır. Erken yaşta fark edilen çocuklar hızlı bir gelişme göstermektedirler. Eğer çocuk erken yaşta fark edilirse yaralanmadan, psikolojik açıdan hırpalanmadan tedaviye başlanacak aile de bu olaydan örselenmemiş, etkilenmemiş olacaktır.

Böyle çocuklar öncelikle yuvada fark edilirlerse daha hızlı gelişme gösterirler. Eğer yardım alınmazsa yuvada istenmeyen çocuk haline gelirler. Bu çocuklara hem yuvada hem de okulda hızlı bir şekilde destek verilmelidir. Aileler psikolojik destek almak konusunda bilgilendirilmelidir.

Anneyizbiz, Uzman psikolog Alanur Özalp

Bu yazı 611 kere okundu.
  • Site Yorum

Bir yorum bırak

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM